18/4/2008 ·

Yorum (0)

11/4/2008 · Kategori: Özlü Sözler

 

 

 

 

yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak
o zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.


Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

11/4/2008 · Kategori: Roman,Hikaye,Öykü,Tiyatro

İçeride insanlıktan çıkmış üç dört kişi vardı.

Simsiyah olmuşlar. Üstlerinden çakal sürüsü geçmiş, bitmiş tükenmiş can veriyor gibiler. Sıcaktan insanın dalağı pişiyor. Güneşin kaçak olarak bile içeri sızamayacağı izbe bir mekan.

1960'lar dan kalma bir döküm atölyesi. Defalarca duyduğum, her seferinde Allah'ım ne olur beni seviyorsan bir daha duymak istemiyorum dediğim konuşma yine başlamıştı.

'' Eti senin kemiği benim hayırlı olsun şımarma lan tamam mı, iyi çalış para kazan, kırarım kemiklerini ''

Uzaktan bir akraba tarafından yine köhne bir mekana teslim edilmiş ucuza kapatılmıştım. Çocuk işçiydim. İçi tiner dolu bir kova. Elimde bir bez paslı demirleri çoktan silmeye başlamıştım. İki gün önce ilk okul beşi bitirmiş tatile girmiştik. Yaz tatilimi geçireceğim mekan belli olmuştu artık.

Benzinle tiner banyosu yapacak,demirden toplarım olacaktı. Büyük alev kazanlarına goller atacaktım. Yarım ekmek arası jiletle kesilmiş kaşar yiyecek, şansım varsa yanında birde ufak çay içecektim. Fazla değil daha bir hafta önce resim dersinde kuşlar çiçekler çiziyor, flüt çalıyordum. ailenin anne babanın sevgisinden sıcacık kalplerinden bahsediyorduk. Yapayalnız kalmıştım. Bu zamana kadar hiç tatmadığım bir babanın şefkatine sular seller gibi hasrettim. Kapıdan babam gelecek verin lan yavrumu diyecek diye bekledim durdum. Ne gelen vardı ne de giden.

Çok korkuyordum.Yapacak bir şey yoktu. Büyükler ne derse doğruydu. Yapılmalıydı. Bize böyle öğretilmişti. Bu kaçıncı teslim edildiğim yerdi sayısını unutmuştum. Tecrübeliydim biraz. Fazla acı çekmemek için kendimce bir slogan bulmuştum. Askerliğimi de bu şekilde bitirmiştim. Burada doğdum burada öleceğim. Yaşım itibariyle büyük laflardı bunlar ama artık hayat bizi pişirmiş kavurmuş dağlamıştı. Zengin yada fakir. Evlerinde bir tas sıcak çorbası olan,içlerinde bir gram dahi olsa sevgi şefkat tomurcukları barındıran aile ve çocuklarının hiç görmedikleri ömür boyunca da görmeyecekleri, kıyısından kazayla bile geçmeyecekleri İstanbul'da bir sanayi sitesiydi burası.

Sitenin en alt katında mahşerin son halkalarıydık. Bitmiş tükenmiş insanların vermemek için direndikleri umutları ve hayalleriyle beslenen kocaman makinalar çalışırdı burada. Dağları taşları isyan ettirecek gürültü çıkardı.

En koyu arabeskler bu gürültüye alttan ince bir fon yapardı. Zenci aletinden tıpa yapsan yine fayda etmezdi. Öldür Allah su akmazdı tuvaletlerde. Götünde bir karış bokla kalkardın heladan. Yıllanmış keskin sidik kokusu en ücra köşelere kadar ulaşırdı. Bir nefes çektin mi turp gibi olurdun. Kenef duvarları ve kapıları boklu hat sanatının son örnekleriyle doluydu. En baba hat ustasının bile kafası karışırdı bu motifler karşısında.

Bu sitenin kendine has yaşanmışlıkları ve kuralları vardı. Uyku diye bir şey yoktu. Yorulan insan ayıplanırdı. Kopan parmak kol ve bacak düştüğü yerde kalır kimse oralı bile olmazdı. Kaderin sillesini tokadını yemeyen insan adam sayılmazdı. en ufak bir tartışma büyük hasarlı geçerdi. Erkek adam çeker vururdu. Yaş on üç ise,eşek kadar adam olmuş, vericen bunun sırtına yükü denirdi. Düz yürüyen bir adama rastlanmazdı burada. Acıdan yorgunluktan iki büklüm olmuş herkes notürdamın kamburu gibiydi. Kamptaki esirler gibiydik. Kimse buradan çıkış olmayacağını çok iyi biliyordu.

Bugün cumartesiydi. Bizim semtinin pazarıydı. Garip Annem dört gözle haftalığımı bekliyordu. İnsan olarak kalmak hayatını idame ettirmek oldukça zordu. En zoru da buralarda çocuk olmaktı. Siteye yürüyerek geliyordum. Yolda oynayan çocukları, onları sevgi yağmuruna tutan ailelerini görüyordum. Çöktükçe çöküyordum.

Kader kısmet talih şans hepsini sözlükten silmiştim. Okullar tekrar açılmış Orta birinci sınıfa başlamıştım. Sevinememiştim.

Uzaktan akrabamız Cevdet amca sığıntı olarak yaşadığımız gecekonduya gelmişti. Hurdacılık yapıyormuş. Yine boku yemiştim.

Okul çıkışları ve önümüzdeki yaz tatilinin adresi şimdi den belli olmuştu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

11/4/2008 · Kategori: Özlü Sözler

Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma,
geri dönmek isteyebilirsin.
(Don Herold)

Karnı aç olanlardan çok,
kalbi aç olanlara acırım.
(Cenap Şehabettin)

İlim cesaret verir,
cehalet küstahlık.
(Terre)

Küçük şeylere gerektiğinden fazla önem verenler,
elinden büyük işler gelmeyenlerdir.
(Eflatun)

Günümüz insanları her şeyin fiyatını biliyor,
hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.
(Oscar Wilde)

Lüzumsuz sözün müşterisi çok olur.
Gerçek insan, yapabildiğini söyleyen ve
söylediğini yapandır.
(Konfüçyüs)

Akıllı, söylemeden evvel düşünür;
akılsız ise düşünmeden söyler.
(Türk Atasözü)


Dürüslük en iyi siyasettir.
(Japon Atasözü)

başarısızlıklar. birbiri ardına.
bir ördekgöleti dolusu
başarısızlık. sağ kolum
ta omuzbaşıma kadar
ağrımakta
aynen hipodromdaki gibi.
bara yanaşırsın
gözlerin korkudan
yuvalarından fırlamış
ve dikip bitirirsin:
bar bacaklar kıçlar
duvarlar tavan
program
atpisliği

yaşanacak yalnızca 35 saniyen
kaldığını bilirsin
ve bütün kırmızı ağızlar
öpmek ister seni,
bütün elbiseler yukarı sıyrılıp
bacak göstermek ister sana,
borular
ve senfoniler misali
savaş misali
savaş
savaş misali
sonra barmen uzanır
ve der ki
duyduğuma göre
bir sonraki yarışta
6'yı sokacaklarmış.

sen de
canın cehenneme dersin,
anneannenin evindeki
artık orda bulunmayan
beyaz bir bulaşık bezine döner suratı.
sonra
o da bir şey söyler.
işte kolumu
böyle
incittim.

Charles Bukowski

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

11/4/2008 · Kategori: Siirler

Üniversite yıllarımda

Seksen

Yaşında bir kadının

Ayakları titreyerek

Belediye otobüsünde dikilmek

Zorunda kaldığını gördüm

Bir dolu genç

Otururken

Ve

Hep rastladığım türden

Manzaraydı bu

 

Hiç bir masa görmedim ki

Kantinde

Öğlene kadar temiz

Kalabilsin

Üstelik

Her birinin yanında

Koca bir çöp

Kutusu varken

 

Üniversite yıllarımda

Yetenekli saf ruhlara

Duyulan kıskançlık ötesi

Fesatlık

Hep titretti akademinin

Kalın duvarlarını

 

Hep konuşanları gördüm

Her şeyi çok bilen

Baba parası yiyenler

Parasız olup

Her şeye düşman olanlar

Yaratmayı çalmakla

Bağdaştıran

İç dünyası boşalmış

Çöp kovası gibi

Kokanlar

 

Bir çoğunu görüyorum şimdi

Bir şeyler olmuş

Yerlerini bulmuşlar

Ve

Artık şaşırtmıyorlar beni

Biliyorum ki

Burası

Onların dünyası

Kalıcı Bağlantı Yorum (1)

« Önceki :: Sonraki »